Kendizi bilmeli ve ona göre yaşamalısınız, hayatı çekilmez yaşamak yerine migrenle yaşamayı öğrenmeliyiz...
Bu Hastalıkta Doktor Sizsiniz
Kendizi bilmeli ve ona göre yaşamalısınız, hayatı çekilmez yaşamak yerine migrenle yaşamayı öğrenmeliyiz...
Migreni önlemenin yolları
Doktorların dediğine ve yıllardır bu ağrıyı çeken benim, gözlemlerime göre… Migren atağının başlamaması, vücudun o duruma gelmemesi için bazı konularda dikkatli olmakta fayda var… Örnek olarak, stres… Bu migren için önemli bir faktördür… Ve ben, ne tür bir problem olursa olsun, hayatta o ağrıyı çekmeye değecek bir durumun olacağını düşünmüyorum. Özellikle işle ilgili, hayatla ilgili sıradan sorunları dert edip ağrıyı tetiklemek bence gereksiz birşey… Bir diğer önemli hususta yediklerimiz içtiklerimiz… Örnek mi? Şarap ve benzeri alkollü içeceklerden sonra migrenimin azdığına çok zaman şahit oldum. Ayda bir yılda bir içtiğim için, insan durumu farkedebiliyor. Sizde benim gibi e ara sıra içmeden de olmaz diyenlerdenseniz, alkolün ertesi günü başınız ağrımasın diye yapmanız gerekenleri de diğer yazılarımızda anlatacağız Önce bunu bir bitirin Bunun dışında, Migreni tetikleyen diğer uyarıcılara diğer yazılarımızda devam edeceğiz… Şimdilik bu kadar Bunlara iyi çalışın… Biraz kendinize geldiğinizi farkedeceksiniz...mayalı yiyeceklerde migreni tetikleyici unsurlar olabilirler… Ben misal, kaşar peynirini çok seven bir insanım… Fakat ne zaman eski kaşar yesem kısa bir süre içinde başımın uyuşmaya başladığını hissediyorum… E bazen de atın ölümü arpadan olsun diye yediğimiz olmuyor da değil ama mümkün mertebe yememeye dikkat ediyorum… |
Migren Tedevaisi
Migren tam olarak tedavi edilemeyen bir hastalık olarak bilinmektedir. Yaygın ilaç tedavisi yanısıra hastanın yaşamını kontrol altına alması, migreni tetikleyecek faktörlerden kaçınması, kısacası migrenle yaşaması öğütlenmektedir.
Migren tedavi seçenekleri:
1.İlaç tedavisi
2. Bot-ox uygulaması
3.Migren cerrahisi
4.Son dönemde yaygınlaşan bitkisel tedaviler
5.Migren bandı vb. uygulamalar
6. Akupunktur ve nöral terapi
!. Migrende en yaygın uygulanan tedavi yaklaşımıdır. İki aşamalıdır. Atak sırasında ve atak sıklığını azaltmak için kullanılan ilaçlar farklıdır.
Migren atak tedavisi: Başlayan migren atağının durudurulması veya daha az sıkıntılı atlatılmasını sağlar. Bazı ağrı kesici ve anti-inflamatuvar ilaçlar ve migrene özel vazokonstriktör (damar büzücü etkisi ön planda) ilaçlar kullanılmaktadır.
Profilaktik tedavi: Atak sıklığını azaltmak amacıyla kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçlar migrene özel geliştirilmemiştir. Ancak migren hastalarında kullanıldığında atak sıklığını azalttığı görülmüştür. Bu grupta antihipertansifler (en eski kullanılan tedavidir), depresyon için kullanılan antidepresanlar ve epilepside kullanılan bazı ilaçlar yer almaktadır.
İlaç tedavisi ağrı sıklığını azaltır ve atakların daha hafif geçmesini sağlar.Migren hastalarının çoğunluğu ilaç tedavisi ile yaşamını kolaylaştırmaktadır. Ancak bu hastalarda bile migren ataklarını tamamen ortadan kaldırmadığı için hastalarda hiç olmadık zamanlarda (sınavda, düğününde, küçük çocuğu hastayken vb.) atağının başlaması hayatı çok zorlaştırabilir. En büyük sorun ilaç tedavisine cevap alamayan hasta grubudur. Bazı migren hastaları her iki gruptan kullandıkları ilaçlara ve bu ilaçları değiştirmelerine rağmen ağrı kontrolü sağlanamayanlardır. İlaca cevap alamayan migren hastalarında atak sıklığı da genelde çok fazla olmaktadır. Bu hastaların bir bölümünde ilaca bağlı gelişen günlük süregen başağrıları migren tablosuna eklenmiştir. Çok az bir grup hasta ilaç kullanmaktan hiç hoşlanmamakta ve ilaçsız çözüm aramaktadır.
2.Bot-ox uygulaması baş ve boyun bölgesindeki bazı kaslara botulinum toksininin enjekte edilmesidir. Migren hastalarında bot-ox uygulaması sonrası baş ve alın çevresi kaslarda geçici bir dönem (6 ay kadar) kısmi felç gelişir. Bazı migrenlilerde ağrı kontrolü böylece sağlanabilir. Tekrarlanmasının gerekliliği vardır. Aylar içinde vücut toksini temizler ve etkisi geçer. Migren tek tip bir hastalık değildir. Bu nedenle her migrenli hastada etkili olmamaktadır. Tekrarlanması gerekliliği diğer bir dezavantajıdır.
3.Migren cerrahisi: Baş bölgesi bazı yüzeyel sinirlere uygulanan cerrahi işlemdir. Etkili olduğu hastalar vardır. Her hastada başarılı değildir. Ayrıca ameliyat gibi zor bir işlem olması diğer dezavantajıdır.
4.Bitkisel tedaviler son yıllarda ülkemizde yaygınlaşmıştır. Önerilen bitkileri ninelerimiz gibi evde kaynatma benzeri işlemlerden sonra kullananlar vardır. Ayrıca bazı bitki karışımları hazır ilaç haline getirilmiş olarak satılmaktadır. Ağrı şiddeti ve sıklığında azalma sağlayabilmektedir. Kullanılan karışımın içeriğine ve miktarına dikkat edilmelidir. Kullanılan miktar önemlidir. Bitkisel olması zararsız olması anlamına gelmemektedir. Unutmayalım ilaçların bir bölümü de bitkilerden elde edilmektedir.
5.Migren bandı benzeri manyetik etkili önerilerin aynı zamanda vücut için önemli olan manyetik alana etkileri dolayısıyla faydası olduğunu belirten hastalar olsa da cerrahiden bile daha zararlı olduğunu söyleyen manyetik alan ile uğraşan biofizik bilim adamları vardır.
6. Nöral terapi ve akupunktur entegratif tıp içinde yer alan bilimsel tedavi metodlarıdır. Akupunkturun migrende başarısı % 50 düzeyindedir. Diğer kalan yüzde de kısmi veya geçici etkisi olabilmektedir. Yan etkisi yoktur. Uygulayan işinin ehli bir akupunktursit bulma zorluğu vardır. Etkili olmadığı hastalar olması da diğer zorluğudur.
Nöral terapi; Her tip ve düzeydeki migren hastasında etkili olan bir tedavi yöntemidir.Doğrudan migrenin nedenine yönelik bir çalışmadır. Diğer tedavi seçneklerinden bu açıdan ayrılmaktadır. Otonom sinir sistemini düzenlediği için migrenin temelinde olan otonom disfonksiyonu (çalışma aksaması) ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde çok az bilindiği için bu alanda deneyimli hekim bulmak zorluğu vardır. Ayrıca batı tıbbı içinde bir tedavi yöntemi olmasına rağmen ülkemiz hekimleri de hakkında bilgiye sahip değildir.
Migren Çeşitleri
Migren çeşitleri içinde en sık “auralı” ve “aurasız” migren görülür.
Aurasız migren: Migrenlilerin % 80-90’ nında görülür. Basit migren (adi migren) tanımları da kullanılmaktadır. Aurasız migrende esneme, tatlı isteği benzeri hafif semptomlarla hasta ağrısının geleceğini anlayabilir. Sadece baş ağrısı semptomunun olduğu migren ataklarıdır.
Auralı migren: Tamamen düzelen bir veya daha fazla nörolojik bulgunun olduğu ataklardır. Sıklıkla görme ile ilgili parlak ışık, noktasal veya zikzak çizen görüntüler, görme alanı kaybı benzeri bulgular vardır. Bu şikayetler 4 dakikadan uzun 60 dakikadan kısa sürer. Sonrasında baş ağrısı başlar. Zonklayıcı baş ağrısı genellikle görsel bulguların karşı tarafındadır ve hastada bulantı, kusma, fotofobi, fonofobi ve iştahsızlık olabilir. Auralı migreni olan hastaların çoğunda aurasız migren atakları da görülebilir. Aura tipik ve hep aynı özellikleri gösteriyorsa, arkasından gelen baş ağrısı migrenöz özellikleri göstermese de auralı migren tanısı konabilir.
Diğer çok nadir yaşanan migren tipleri:
a) Baziler Tip Migren:Beyin sapının etkilendiği konuşma bozukluğu, başdönmesi, kulak çınlaması, çift görme ve dengesizliğin eşlik ettiği migren tipidir.
b) Konfüzyonel Migren: Bilinç bulanıklığının olduğu migren tipidir.
c) Oftalmoplejik Migren: Gözü hareket ettiren kasların etkilenmesi sonucu çift görme gelişir.
d) Hemiplejik Migren: En korkulan migren tipidir. Hasta ani olarak felç olur. Geçicidir ancak bu hastalarda küçük bir kafa darbesi ile kalıcı olma riski vardır..
f) Abdominal Migren: Sadece sürekli bulantı- kusma oluşur. Genelde çocuklarda görülür.
g) Baş Ağrısız Aura: Hiç baş ağrısı olmaz. Sadece aura bulguları olur.
Aurasız migren: Migrenlilerin % 80-90’ nında görülür. Basit migren (adi migren) tanımları da kullanılmaktadır. Aurasız migrende esneme, tatlı isteği benzeri hafif semptomlarla hasta ağrısının geleceğini anlayabilir. Sadece baş ağrısı semptomunun olduğu migren ataklarıdır.
Auralı migren: Tamamen düzelen bir veya daha fazla nörolojik bulgunun olduğu ataklardır. Sıklıkla görme ile ilgili parlak ışık, noktasal veya zikzak çizen görüntüler, görme alanı kaybı benzeri bulgular vardır. Bu şikayetler 4 dakikadan uzun 60 dakikadan kısa sürer. Sonrasında baş ağrısı başlar. Zonklayıcı baş ağrısı genellikle görsel bulguların karşı tarafındadır ve hastada bulantı, kusma, fotofobi, fonofobi ve iştahsızlık olabilir. Auralı migreni olan hastaların çoğunda aurasız migren atakları da görülebilir. Aura tipik ve hep aynı özellikleri gösteriyorsa, arkasından gelen baş ağrısı migrenöz özellikleri göstermese de auralı migren tanısı konabilir.
Diğer çok nadir yaşanan migren tipleri:
a) Baziler Tip Migren:Beyin sapının etkilendiği konuşma bozukluğu, başdönmesi, kulak çınlaması, çift görme ve dengesizliğin eşlik ettiği migren tipidir.
b) Konfüzyonel Migren: Bilinç bulanıklığının olduğu migren tipidir.
c) Oftalmoplejik Migren: Gözü hareket ettiren kasların etkilenmesi sonucu çift görme gelişir.
d) Hemiplejik Migren: En korkulan migren tipidir. Hasta ani olarak felç olur. Geçicidir ancak bu hastalarda küçük bir kafa darbesi ile kalıcı olma riski vardır..
f) Abdominal Migren: Sadece sürekli bulantı- kusma oluşur. Genelde çocuklarda görülür.
Migrenin Bilinmeyen Yönleri
MİGREN NEDİR? Başı ağrımayan insan sayısı çok azdır ve toplumun %2 lik bir kısmını oluşturmaktadır. Herkes hayatının belli dönemlerinde baş ağrısı çeker. Fakat nedeninin kötü bir vaka olması (beyinde tümör, çok nadirdir. Migren ise hayatı tehdit eden tehlikeli bir hastalık değildir. Genelde ataklar halinde ortaya çıkan, kafanın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Ataklar 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Bu ataklar sırasında baş ağrısının yanısıra bulantı, kusma, normal ışık ve sesten rahatsız olma gibi şikayetler de görülebilir. Migren artık sinirsel(nörolojik) bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Beyinde bulunan bazı kimyasal maddelerin (serotonin gibi) azalması ya da etki göstermemesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kişi karanlık, sesten uzak bir odada uyumak ister. Günlük yaşamı engelleyen bir durumdur. Tedavi edilebilir. MİGREN KİMLERDE GÖRÜLÜR? Migrenin kadınlarda görülme sıklığı erkeklerdekinin üç katıdır. Bu farklılığın sebebi kadındaki hormonal değişikliklerdir. Hastaların çoğunda atak 40 yaşından önce ortaya çıkar. Bu da genelde ergenlik çağına denk gelir. 50 yaşının üstünde birinde migren başlama ihtimali zayıftır. Kadınlarda çoğunlukla orta yaşlarda ortaya çıkmaktadır. NİÇİN MİGREN HASTASI OLURUZ? Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte beyin kandamarları ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişiklikleri sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kadınlardaki hormon değişikliği migren ağrısına yol açabilir. Genetik (aileden gelen, kalıtsal) faktörler konusunda çalışmalar sürmektedir. Annesi ya da babası migren hastası olan birinin migren hastası olma ihtimali %40 dır. Hem annesi hem babası migren hastası olan birisi %75 oranında migren hastası olabilir ki bu çok yüksek bir ihtimaldir. MİGREN TİPLERİ NELERDİR? Toplumda en çok oranda görülen iki farklı migren tipi vardır:
Aura, baş ağrısı başlamadan önce beliren, sıklıkla görme alanında sorunlar olan, bazı sinirsel belirtilerdir.Migren şafağı da denir. Diğer migren tipleri seyrek olarak görülür. Bunlar:
MİGRENİN BELİRTİLERİ NELERDİR? MİGREN KAÇ EVREYE AYRILIR? Hasta migren sırasında bir müddet kendini soyutlamak, dinlenmek ihtiyacı hisseder. Bazı belirtiler hastayı baş ağrısından daha çok rahatsız edebilir. Migreni beş evreye ayırabiliriz: UYARICI BELİRTİLER
gibi belirtiler migren atağının geleceğini gösterebilir. AURA DÖNEMİ Migren ağrısından ortalama 20 dakika kadar önce görülen dönemdir. Tek taraflı görme kaybı, kör nokta, ışınsal tarzda renkli titrek çizgiler, ışık çakması, kolda bacakta karıncalanma, uyuşma hissi olabilir. Örneğin aura dönemi geçiren bir hasta bu durumu şöyle tanımlamaktadır: Kısmi görme kaybı yaşıyorum. Bu hep baş ağrım olmadan hemen önce oluyor. Ortalama yarım saat sürüyor. Baş ağrım başladığında görmem normale dönüyor. Aura migren habercisi olarak kabul edilmektedir. BAŞ AĞRISI DÖNEMİ 72 saate kadar sürebilen bir dönemdir. Başın tek tarafında zonklayıcı bir ağrı vardır. Bazen başın iki tarafı da tutabilir. Hareket ederken ağrı artar. Bununla birlikte bulantı, kusma, ışık ve gürültüden rahatsız olma gibi durumlar mevcuttur. Bir migren hastası bu dönemi şöyle özetlemektedir: Kafam zonkluyor, beynim patlayacak gibi oluyor. Normal ışık bile beni rahatsız ediyor. Kafamın yerinden fırlayacağını düşünüyorum. Midem bulanıyor. Huzursuz biri oluyorum. Atak başladığı sırada üşüyorum. AĞRININ GEÇMESİ DÖNEMİ Ağrının geçmesi için uyumaya çalışmak biraz rahatlamanızı sağlar. Ama ağrının geçmesi için yapılması gerekenler kişiden kişiye değişebilir. Çocuklarda kusma çok faydalı olabilir. Kimisi için de mutlaka ilaç tedavisi gerekir. Bazı hastalar ise atağın geçmesini bekler çünkü başka bir şeyin işe yaramadığını söylemektedirler. İYİLEŞME DÖNEMİ Atak geçtikten sonra, daha doğrusu baş ağrısı geçince, bir gün boyunca kendinizi çok yorgun hissedebilirsiniz. Çok yorucu bir işten çıkmış gibi olursunuz. Bazı hastalar ise baş ağrısından sonra kendilerini gayet enerjik hissettiklerini söylemektedir. MİGREN ATAKLARI NE KADAR SIKLIKLA GELİR? Atak sıklığı değişken bir durumdur. Kişiden kişiye değiştiği gibi kişinin atak zamanı da değişken olabilir. Ayda 1-2 kez ya da haftada bir atak geçirilebilir. Ayrıca ataktan sonra uzun bir süre atak gelmeyebilir. Ama kesin olan bir şey var ki her gün migren atağı gelmez. MİGRENİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR? Migren atağının gelmesi için tek bir tetikleyici yoktur. Zaten tek bir tetikleyici migren atağı oluşturmaz. Üst üste gelen etmenler atağın başlamasına sebep olur. Bir hastanede yapılan araştırmalarda migren hastalarından alınan cevaplara göre en sık görülen durumlar stres, hormonlarda değişiklik, halsizlik, yorgunluk ve öğün atlamadır. Çocuklarda aç kalma, az yemek yeme, kadınlarda adet dönemiyle ilgili hormonal değişiklikler migrene neden olabilir. Şu faktörlerde migren tetikleyicisi kabul edilmektedir:
MİGREN TEDAVİSİ Migreni tedavi ederken aynı zamanda oluşabilecek migren ataklarının da önüne geçmek gerekir ki bu hastanın korunmasına yöneliktir. Örneğin, şunları kendiniz yaparak migren ataklarından korunabilirsiniz:
|
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)